Sivil Toplum İzleme Raporu

Sivil Toplum İzleme Raporu 2011

TÜSEV, sivil toplum-kamu ilişkilerinin durumu, yasal çerçeve ve sivil toplum kuruluşlarının politika oluşum süreçlerine etkilerine değinen “Sivil Toplum Değerlendirme Raporu”nu 2010 yılında yayınlamıştır. Sivil toplum alanındaki dinamizme bağlı olarak bu alandaki gelişmeleri daha yakından, daha sık takip etme ve değerlendirme ihtiyacı TÜSEV’in raporun  kapsamını genişleterek her yıl yayınlanacak bir sivil toplum izleme raporu haline getirmesine neden olmuştur. Bu çalışmayla TÜSEV’in en önemli hedefleri sivil toplumun sorun  ve ihtiyaçlarının belirlenmesini sağlamak, kamu, özel sektör, üniversiteler, basın gibi tüm sivil  toplum paydaşlarının bu konularda farkındalığını arttırmak ve bu doğrultuda savunuculuk  faaliyetleri yapmaktır. 

TÜSEV, Araştırma ve Yayınlar programı ile sivil toplum, filantropi, yönetişim gibi alanlarda çeşitli araştırma projeleri ve yayınlar üretmiştir. Türkiye’nin ilk uluslararası karşılaştırmalı sivil toplum ve filantropi araştırmalarına imza atan TÜSEV, bu bilgi birikimini İzleme Raporu’nu hazırlarken de kullanmış ve çalışmayı hazırlarken kendi uzmanlığı olan alanlara odaklanmıştır.

2011 Sivil Toplum İzleme Raporu’nda öne çıkan bulgular 

  • Avrupa Birliği üyelik sürecinde değiştirilen Dernekler ve Vakıflar Kanunlarında yapılan değişiklikler olumludur. Dernekler Kanunu, Yardım Toplama Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunları’nın uygulamalarında sıkıntılar yaşanmaya devam etmektedir.
  • Mevzuatta sivil toplum kuruluşu tanımı bulunmamaktadır. Bu eksiklik her kamu kuruluşunun kendi tanımını oluşturmasına ve STK’ların diğer kuruluşlardan ayrıştırılamamasına neden olmaktadır.
  • Türkiye’deki vakıfların %5’i vergi muafiyeti statüsüne, derneklerin %0,4’ü kamu yararı statüsüne sahiptir (VGM,2011)(DDB,2011).
  • Vakıf ve derneklerin örgütlenme özgürlüğüyle ilgili karşılaştığı sınırlamalar genellikle cezalar ve denetim kapsamındaki uygulamalardan kaynaklanmaktadır. 
  • Türkiye’de Kamu-STK ilişkilerinin çerçevesini belirleyecek genel bir politika ya da mekanizma henüz oluşmamıştır. İlişkiler genellikle ek taraflı ve davet yoluyla gerçekleşmektedir.
  • STK’ların %41’lik kısmında insan kaynakları 6-20 gönüllü çalışandan oluşmaktadır (TÜSEV, 2011). STK’lar cinsiyet eşitliği ve sendikalaşma gibi konularda kendi içlerinde olumlu bir tablo sergilememektedir.
  • Türkiye’de STK’ların en önemli sorunu ve öncelikli ihtiyaçları kaynak geliştirmek ve mali sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Türkiye’de STK’ların başlıca mali kaynakları arasında üyelik aidatları, bireysel bağışlar, kamu destekleri, yerli şirketlerin yaptığı bağışlar ve sponsorluk çalışmaları yer almaktadır.
  • Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler Türkiye’de STK’ların en fazla iletişim kurduğu ve işbirliği yaptığı uluslararası kuruluşlardır. 
  • YÖK veritabanından derlenen bilgilere göre 2002-2010 yılları arasında dernek ve vakıflarla ilgili 264 tez çalışması yapılmıştır. Bu konuda yapılan yüksek lisans ve doktora tez sayısı 2002 yılında 16 iken 2010 yılında 49’a ulaşmıştır (YÖK, 2011).
  • Türkiye çapında sayıları 165’e ulaşan devlet ve vakıf üniversiteleri, üniversite sivil toplum ilişkilerinin gelişmesi, ortak araştırmalar ve projeler yürütülmesi ve gönüllü programlarının gelişmesi için önemli bir fırsat sunmaktadır. Üniversiteler sivil toplumla ilgili akademik çalışmalarını farklı düzeylerde kurumsallaştırmaktadır. Mevcut durumda üniversiteler kapsamında kurulan ve sivil topluma yönelik çalışan merkezlerin sayısı sınırlıdır.